YAYLALARIMIZ
Türk Kültürünün genel özelliklerinden olan yaylacılık geleneği Sarvan Köyünde de yaygındır. Yaylasız yapamadığımızı söylesek yalan olmaz. Bizim için yayla Şıhobası ( Şoobası) ve Gürcel obalarıdır.Ama yol üzerindeki Kümbet’in de ayrı bir yeri vardır.
Dereli ilçesine bağlı olan obalarımız, eski Dereli- Şebinkarahisar yolu üzerindedir. Meşhur Şehitler Geçidine varmadan hemen önceki Şıhobası hala canlılığını korumaktadır, yolun değişmesi ulaşımı azaltmakla birlikte ilgi azalmamıştır.Gürcel Obası küçük bir obadır ama sadece Sarvan Köyüne aittir.Şıhobası komşu köyler olan Güveç,Barça, Barçaçakırlı, Güneyköy, Duroğlu vb. köylerin ortak yaylası gibidir.
80’li yıllarda yaşanan sosyal ve ekonomik nedenler yaylaya çıkışı azalttı. Eskiden köylüler yaz aylarında, havaların ısınması ile “cenik” dedikleri köylerini terk ederek yaylalara (Obaya) çıkarlardı. Böylece hem kendi sağlıklarını korurlardı hem de yetiştirdikleri büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarına taze ve bol yeşil ot buluyorlardı.Bunun sonucunda kışlık ihtiyaçlar da, tereyağ, peynir ,kavurma ve diğerleri karşılanmış oluyordu.
Geçmişte ve bugün 2-3 bakkalın ve kahvehanenin ve orta büyüklükte bir caminin bulunması bu iki obanın canlılığını koruduğunun ve köy alışkanlıklarını devam ettirdiğinin göstergesidir.Yaz aylarında hemen hemen her gün köyden yaylaya servis vardır, bu konuda Alibey ağabeyimiz (Kılıç) ve Rahmetli Mehmet Karaosmanoğlu (Huşutgilin Mehmet) önemli bir hizmeti yerine getirmişlerdir.
Son yıllarda büyük ölçüde yukarıdaki amaca yönelik olmasa da yaylaya çıkma olayında artış olduğu gözlemlenmektedir.Artık ekonomik durumu müsait olanlar senede bir ay temiz havada tatil yapmak, biraz da eski hatıralarını tazelemek (nostalji) için düzenli evler yaparak yaylaya çıkıyorlar.Eğer yolunuz Şıhobasına düşerse yol boyunca 50-100 arası yeni evin yapıldığını göreceksiniz.Ya bu şekilde yaylaya çıkamayanlar ne yapıyor? Onlar da yaylasız kalmıyor, mutlaka günübirlik senede en az bir kez yaylaya çıkıyorlar.Bunlar Kümbetten etlerini alıp ya Aymaç’ta ya da Salon Çayırında yerler(ya da obada) , üstüne buz gibi yayla pınarlarının sularını içerler.(Bu pınarların ne kadar soğu olduğu ile ilgili her birinin muhtelif öyküleri mevcuttur) Sonra mutlaka Obaya gidilir hısım akraba, komşu ziyaret edilir, doğal olarak yayla yoğurdu ikramı geri çevrilmez hele de Kaymak olursa o hiç geri çevrilmez..( oy, oy, oy,) Artık vakit geç olmuştur , vedalaşılıp dönüş yoluna girilir, yol boyunca yaylacı kadın ve çocukların sattığı sergilerden yayla pancarı(kara lahana), sırgan (ısırgan otu), kekik alınır; Kümbet’ten de sıcak lavaş alınarak köye gelinir.Bütün bunlar komşularla paylaşıldı mı , bütün yorgunluklar yok olur ve bir sonraki yayla yolculuğu hayal edilmeye başlanır.