RAMAZAN
Köyümüzde ramazan tam manasıyla ifa edilir. Ramazanın gelmesi apayrı bir heyecan unsurudur. İlk günden itibaren camimiz dolup taşar. Camimizde ve bazı evlerde mukabeleler okunmaya başlar. Camide beş altı kişilik bir hafız gurubu ve mukabele takip eden on-onbeş kişi mutlaka bulunur. Evlerde okunan mukabeleri ise çoğunlukla bayanlar takip eder. Kuran-ı kerim okuyan kişiler kuran üzerinden, bilmeyenler ise dinleyerek bu görevi yerine getirirler. Camide okunan mukabele ramazan sonunda tüm ölmüşlerimizin ruhuna bağışlanır. Bunun için köyden bir kişi görevlendirilir. Bu kişi ramazan boyunca mukabele için bağış toplar. Bu bağışın miktarı yoktur. Herkes gönlünden ne koparsa verir ve adı listeye yazılır. Bu bağışlar bayramdan sonra hafızlara bölüştürülür. Onlarda bir aylık emeğinin karşılığı olarak bir nebze faydalanırlar.
Ramazan boyunca genellikle mukabele okutulan veya okutulmasa da her akşam ayrı evde olmak üzere “Hoca yemeği” dediğimiz yemek verilir. Bu bir davet şeklindedir. Yemek daveti için herkes birbiriyle yarışır. Her gün için hocalardan randevu almak gerekir. Komşu, akraba, eş ,dost ve hocalar gelir. Bir iftar yemeği verilir. Yemeğin sonunda gelmiş geçmiş merhumlara ve hane halkına dua yapılır. Topluca akşam namazı kılınır ve yine topluca teravih namazı için camiye gidilir. Teravih namazı da bayağı kalabalık olur. Çevre köylerden veya şehir merkezinden her akşam mutlaka misafir gelir. İftiharla söyleyelim ki bizim köyde ve camimizde namaz kılmak bir ayrıcalıktır. Gelen misafirlere hürmet edilir.çay kahve içilir ve iyi bir şekilde yolcu edilir. Camimiz yapısı ve konumu itibarı ile neredeyse noksansız bir ibadethanedir. Öyle ki il müftüleri bile vaizlerinde, mutlaka Sarvan köyünde namaz kılınız diye birçok kez bahsetmişlerdir.
Ramazanın bir diğer heyecanı da dımbılçıya (tömbelek) gitmektir. Eskiden beş-altı ayrı gurup dımbılçı olurdu. Şimdi bu sayı çok aza indi. Bunun bir sebebi de göçü çok fazla vermemizden kaynaklanıyor. Bu dımbılçı ekipleri “Ramazan manileri” bölümünde bulunan tüm manileri ezbere bilirler. Ellerinde farfar dediğimiz, bir şişeye gaz koyup ucuna bez parçası takılı aydınlatma aracı ile mahalle- mahalle, ev-ev dolaşarak bahşiş toplarlar. Genellikle küçük çocuklar bu durumdan çok hoşlanırlar. Onlarda kendi çapında hem manileri ezberler, hem de yakın komşularına dımbılçıya giderek bu sektöre ilk adımını atmış olurlar. Heleki manilerin son kıtalarında isim zikredilerek mesela; “senin adın Ali paşa, ver bahşişi binler yaşa” denildi mi, o çocuk gerçek bir paşa havasına girerdi.
Eskiden Ramazanda kahvelerde tombala çekilir, çok heyecanlı anlar yaşanırdı. Şimdi bu tombala işi yasaklandı. Eskiden kahvelerde okunan tombalanın en güzel yanı da okuyan kişinin.espriler yapması, oyuna heyecan katması da apayrı bir zevkti. Taşları okurken mesela; çubuk gibi-1-,gocaman gözlüğü-8-, tokmak başlı-9-, sıfırlı-10,20,30-, çifte direk-11-, ördek sürüsü-22-, gupguru-40-, pantol yaması-55-, barba-90- gibi bir çok taşın isimler vardı. Bu taşların daha numarası okunmadan bilinirdi. Hızlı- hızlı okurken nefes almanın adı da “köçek havası” ydı.Bu arada çayı varsa yudumlar, sigarası varsa bir nefes alır. Torba şakır-şakır karışır ve yine okumaya başlar. Birazdan bir nara sallanır “Tombalaaaa” diye. Köyün üst başından duyulur. Kazanamayanlar başlar söylenmeye “ben teke düştüm, on yerine on bir dese ben yaptımdı” falan filan. Artık yeni bir heyecan başlar bu sefer çıkmadı bir dahaki sefere mutlaka.
Artık ramazanın sonları yaklaşır. Bayram heyecanı yaşanmaya başlar. Bayram etkinliklerini de “Köyümüzde bayram var” bölümünden takip edebilirsiniz.