|
KÖY İMECESİ
Bulmacalarda adı köy yardımlaşması diye geçer. Ama bunu yaşayan bilir. Çok zevkli bir olaydır. Günümüzde maalesef her şey maddiyata dönüştüğü için, bu gibi değerleri eskisi kadar yaşayamıyoruz. Eskiden köyde yapılan her türlü işte; mesela tarla bellenirken, ekin ekilirken, odun taşınırken, ev yapılırken, fındık- mısır toplarken veya ayıklarken, yada düğün mevlit gibi cemiyet günlerinde vs. gücü yeten herkes birbirine yardım ederdi. Bu hem sosyal bir faaliyet, hem de insana huzur ve heyecan veren bir olaydır. Hayatımıza giren iş makineleri ve çeşitli araç gereçler sayesinde bu geleneklerin çoğu kayboldu gitti. Mesela bir iki ton fındığı olan bir kişi, haftalarca fındık ayıklama imecesi yaparken, şimdi bu işi bir patoz bir iki saatte halledebiliyor. Mısır ise temel besin maddesi olarak kullanıldığı için çok fazla ekilirdi. Bu mısırları soymak için de bayağı bir imeceye ihtiyaç vardı. Günümüzde ise mısır ekimi çok az yapıldığı için herkes kendi işini görür oldu. Fındık ve mısır ayıklama işi genellikle gece yapılır, imeceler bir araya gelirdi. Bunların en zevkli yanı da, bu gecelerde plaklar çalınır. Hele ki bunlar gurbet şarkıları, uzun hava veya dertli şarkılar odlumu değme keyfine. Bazı duygusal bayanlar başlardı ağlamaya. Bunlar yaşamadan zor anlaşılacak birer anıdır. Bazı zamanlar küçük oyunlar oynanır, bilmeceler sorulur, hikayeler anlatılır veya sesi güzel olan türkü söylerdi. Hikayeler genellikle köyde geçmiş gerçek olaylardır. Böyle birçok eğlenceler, şakalar yapılır, geceye apayrı bir renk katılırdı. Şakalarla ilgili çok hoş bir hikaye var onu da sizlerle paylaşalım. Köyümüzde bir merhum Mehmet dayı vardı. Namı diğer “kulaksız” denir. Sağır-dilsiz özürlü bir vatandaşımızdı fakat çok sempatik ve şakacıydı. Mısır soyma imecelerinde; herkes mısır yığınının etrafında oturup soyarken, genellikle bayanlar günün yorgunluğundan dolayı yarı uyuklayarak iş yapıyor. Mehmet dayı hemen bir mısır alıyor ve ucunu biraz açıyor. İki ucu birbirine bağlayıp, kim uyukluyorsa onun önüne atıyor. Tabii mısır o uyuklayan kişinin eline gelince , yarı uyku durumunda mısırı alıp öte çekiyor, beri çekiyor bir türlü mısır soyulmuyor. Hep birlikte bir kahkaha, bir şamata uyuklayan kişi uykudan uyanıyor. Tarla belleme imecelerinde genellikle gençler üç- beş kişi yan yana dizilir, hep beraber beli toprağa saplar ve yine hep beraber toprağı kaldırıp ters çevirirlerdi. Buna “çifte bel” denirdi. Bu da çok hoş bir görüntü olurdu. Eskiden mısır kullanımı çok olduğu için tarlalar öyle küçük falan değildi, aksine çok büyüktü. Orada yetişen mısırlar ailenin yıllık ekmek ihtiyacını, büyükbaş hayvanların ve tavukların yem ihtiyacını karşılayacak yani çötenler dolacaktı. Köyde ev yapan bir kişiye her türlü yardım yapılıp; ağaç, taş, kum çakıl taşıma işlerinde yardım edilirdi. Bayanlar da kendi işleriyle ilgili olan her şeyde birbirine yardım ederler. Bu günümüzde de yine devam etmektedir. Mesela düğün veya mevlit de tatlı yaparken, sarma sararken yada düğün için hazırlanan yatak yapma, çeyiz yapma gibi işlerde birbirlerine yardım ederler. Bu da halen devam eden bir dayanışmadır. Gönül arzu eder ki bu gibi geleneklerimiz hiç bitmesin. Yardıma ihtiyacı olanlara maddiyata değer vermeden yardım edelim. Birlik beraberlik hep devam etsin. |