CİN AĞA  , CİN MEHMET ,  MAHMUT (MEHMET) SALBACAK 

 

 

            Sarvan Köyünün yaşayan en renkli simalarındandır,1928 yılında rahmetli Abdullah Çavuşun büyük oğlu olarak dünyaya geldi.Annesini küçük yaşta kaybetmesinden dolayı çileli bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirir.Hacıgilden Şükriye Hanımla evlenir, bu evlilikten Osman, Gülüşan, Turgay, Metin, İbrahim, Salim, Selime ve Kamuran adlarında çocukları olmuştur. Her Karadenizli gibi köyünde geçim şartları ağırlaşınca  bir dönem İstanbula yerleşip orada çalışmış olduğundan çocukları İstanbulda çalışmakta ve oraya yerleşmişlerdir. Ama yazları fındık zamanı babalarını yalnız bırakmamaktadırlar.

 

            3-4 yıl önce bir kış günü kaybettiği oğlu Salimin acısı  ve eksikliği sadece onda değil tüm Sarvan ve civar köylerde de hala hissedilmektedir.Çünkü Salim her yönü ile babasına çok benzeyen  ,babasının bildiği her şeyi bilen  ve köyün her işine koşan yiğit bir delikanlıydı.

 

            Şu an emekli olan Cin Ağamız köyüm tüm düğünlerinde, cenazelerde, ortak her işte en öndedir.Evi Cami yanında olduğundan köye  gelen misafirleri karşılamak, ikramda bulunmak çoğu zaman ona düşer.

 

            Şimdilerde yaşları 40 civarında olanlar Çotanakların maçlarından sonra Sarvanlıların  eğer galip gelinmişse köye nasıl geldiklerini hatırlayacaklardır.Diğerlerine biz hatırlatalım ;  Kamyondan çevirme köy dolmuşunun camları açık, birçok kişi üst bagajda   Kelhasan Kıranını aştı mı müthiş bir tezahürat duyulur, anlarsınız ki Giresunspor galip gelmiştir, bu tezahürat Camiyanına kadar böylece devam eder. İşte burada en fazla sesi çıkan tabii ki Mehmet ağabeydir.Giresunsporluluk bir yana Cin Ağa  çocuklarının isminden de anlaşılacağı gibi Galatasaraylıdır, asıl o futbolu çok sever, 70 yaşını aşmış olmasına rağmen idialı olsun bu gün Giresunsporun maçlarına yine gider.

 

            Çiftçiliğin yanında başka ne iş yapar denirse? Ne iş yapmaz ki…Hemen  şunu da söyleyelim ki köyde çiftçiliği en iyi yapanlarda birisidir. Çoğumuzun bilmediği yada unuttuğu nalbantlık  , en başta gelir , civar köylerin de  tek nalbantıdır. Atları da  çok sever şu anda atıyla Giresuna , yaylaya giden köyümüzdeki tek ve son örnektir.Mahallenin kurbanlarını kesmek , zaman zaman kasaplık yapmak diğer bir işidir.Gece yarısı dişiniz ağrıdı , birisi şu dişimi alsa da kurtulsam diyorsanız , tahmin ettiğiniz gibi Cin Ağa aynı zamanda köyümüzün dişçisidir.Size göstermeden arkasında sakladığı kerpetenle dişinizi alır ve sizi o ağrılardan kurtarır.Mehmet Ağabeyin meziyetleri saymakla bitmez, en çok güçlü bir hafızaya sahip olması , yaşadığı tüm olayları ayrıntıları ile hatırlayabilmesi  ve kendine has üslubu ile anlatması meşhurdur.Gerisini ilk fırsatta Camiyanında kendisinden dinlersiniz ….

 

            Son yıllarda eşi Şükriye  Hanımın Parkinson hastası olmasından dolayı onun bakımı ve evin tüm işleri Mehmet Abiye kalmıştır.Maşallahı vardır, ineğini bakar,bağ- bahçe işlerini yapar , yorulduğu zaman da Alinin Kahvesinde yorgunluk çayını - kahvesini içti mi keyfine diyecek yoktur.

 

            Bu anlatılanları yazmamıza izin verdiği için kendisine teşekkür eder, sağlıklı ve uzun ömürler dileriz.